Milli savunma konsepti, yalnızca cephede kullanılan nihai platformların (tank, gemi, uçak) vitrine çıkarılmasından ibaret değildir. Operasyonel sahada asıl bağımsızlık; bu platformları oluşturan on binlerce alt parçanın, yazılım bileşenlerinin ve hammadde tedarik zincirinin ulusal kaynaklarla güvence altına alınmasıdır. Örtülü ambargoların ve küresel tedarik krizlerinin güvenlik politikalarını doğrudan etkilediği günümüzde, savunma sanayisinde sürdürülebilirlik ancak teknoloji fanatizminden uzak, projenin somut ihtiyaçlarına odaklanan sağlam mimarilerle mümkündür. Bu yazıda, Türkiye'nin milli savunma ekosistemini ayakta tutan görünmez mühendislik ağını, tedarik zinciri stratejilerini ve dışa bağımlılığı kıran pragmatik sistem mühendisliği yaklaşımlarını inceliyoruz.